Ruh’un Ebediliği Aşk’ından

İlk makalemde sizlerle tanışırken benim için oldukça özel yeri olan bir heykeli konu edinmek ve insana hediye edilmiş en muhteşem duyguların “hero”larına ait ruhumu ısıtan ruhunuzu ısıtacak bir hikayeyle merhaba demek istiyorum.
Hikayelerini günümüze bütünlüğünü koruyarak ulaşabilen tek Latin roman Apuleius’un Başkalaşımlar’ından öğrendiğimiz aşıklar Cupid(Yunan mitolojisindeki ismiyle Eros) ve Psyche, 18.-19.yy neoklasik dönem sanatçılarının birçok eserine konu olmuştur.Bu dönemin en önemli temsilcisi, nü vücutları nazikçe betimlediği mermer heykelleriyle tanınan, çağdaşlarının “güzelliğin en üstün temsilcisi” olarak tanımladığı İtalyan heykeltraş Antonio Canova da ilki Fransa’nın ünlü müzesi Louvre’da, diğeri St. Petersburg’daki Hermitage Müzesi’nde bulunan iki heykelini bu aşıklara adamıştır.


1793’te tamamladığı ilk heykeli “Psyche Revieved by Cupid’s Kiss” Louvre’un en özel köşelerinden birini oluşturur.
Canova bu bembeyaz ve pürüzsüz mermer heykelinde Psyche’nin Persephone’un kutusunu açmasıyla uyuduğu ölüm uykusundan Cupid’in öpücüğü ile uyandırılış anını yakalamıştır.
Cupid tamamen çıplak ve kanatlarıyla aşkına doğru eğilirken, Psyche de üzeri hafifçe örtülmüş bir halde bir zeminde aşkının öpücüğüyle uykusundan uyanmış Cupid’e bakmaktadır. Çıplaklıktaki kusursuzluk ve ince detaylardan da anlaşıldığı üzere, Antonio Canova’nın, çağdaşlarının da dediği gibi tanrısal bir yetenekle ustaca işlediği heykelinde Cupid bir eliyle Psyche’nin başını, diğer eliyle göğsünü sararak bakışlarındaki aşkı ve şefkati en yoğun haliyle bizlere hissettirirken Pscyhe’nin ise Cupid’in başını elleri arasına alarak ona doğru doğruluşunda uyanışı sonrasındaki bakışları, mimikleri ve duruşuyla af diler halini ve derin pişmanlığını, aşkına olan açlığını ve muhtaciyetini hissedebiliyoruz.


Hermitage Müzesi’nde bulunan 1805’te tamamladığı bir diğer heykelinde ise Canova aşıklarımızı ayakta dururken, Cupid bu sefer kanatsız ve elini Psyche’nin omzuna koyar halde sarılmış, Psyche de ruhunu temsil eden kelebeği nazikçe Cupid’in ellerine bırakırken tasarlamıştır.

Apuleius’un kitabının kahramanı Lucius’un kulağına çalınan hikayeler arasında Cupid ve Psyche aşka dair içerdiği sembollerle eşsiz bir yer tutar.
Venüs’ün yerine güzelliğine tapılan Milet kralının kızı Psyche’yi bir canavara aşık etmesi için görevlendirilmişken okuyla kendisini vuran Cupid Aşk’ı; bir ölümlü olmasına rağmen Cupid’e olan aşkının saflığı ve gerçekliği sayesinde Zeus tarafından ölümsüzlük verilen Ruh Tanrıçası Psyche de isminden de anlaşıldığı üzere insan ruhunu temsil ederken, aşkın ve ruhun ayrılmaz bütünlüğünü de sembolize ederler. Psyche’nin bu süreçte yaşadıkları gibi gerçek hayatta da tüm acı ve mücadeleler gerçek ve saf aşka giden yolda sıralanmışlardır. Onun bu mücadelesindeki en büyük yardımcısı olarak bizlere sunulan Doğa, gerçek aşkın yanındadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir