Delirmiş Halim

Delirmiş Halim

 

Ben ve Sami doğadayız. Yapmamız gereken seçimlerden sıyrılmaya çalışıyoruz. İnsanlığın yüz karası modern kölelik sistemleri; dinler, tanrılar, paçavra düşünceler. Doğayı tanımayan yozlaşmış canlı varlıklar. Deliliğin sınırsızlığında olan o kutsal bilgi, sana geliyorum. Aşk duyuyorum doğanın şarkısında,

Özlüyorum, özlüyorum, özlüyorum,

Seni.

Parıltıların arasında doğarken,  ilkel bir enstrüman çığlığının yankısında.

Yoz-laş-mı-şız

Zihin tahammüllerimizden sıyrılamamış kendimizi aldatmışız. Terlemiş kum tanecikleri gibi çoğalıp ayrılmışız.

Aşk ve insanlık

Yalan ve gerçek

Doğa ve His

Terimlere düştüm yine, deniz tuzunun dudaklarımın ucuna gelmesi gibi.

Yanmış vadi insanları neden hep böyle konuşmadan Akdeniz’e bakar sadece ?

Ahh Deliler!

Çeşit çeşit her yerimdeler. Sizleri seviyorum. Sahra ve kabak kumlarını sevdiğim kadar. Bıraktığınız benlikleri, ideolojileri, siktir çektiğiniz dinleri, yakardığınız tanrıları, yaktığınız kafaları sizin gibi seviyorum.

Die Hipiie Die!

Özelsin dostum. Ciğerlerimizi ve kafamızı her sigara dumanıyla kapladıktan sonra konuşma sesin değişik gelse de munchiese düştüğümüzde jelibon bulmanı seviyorum.

Die Hippie Die bir sigara sarsana!

Arada bir nefes almak lazım. Yaz yaz nereye kadar Sami ? Bazen bırakmak gerekiyor kendini ruhlar diyarına. Dolunayın enerjisi, o dalganın sesi, yaşamın bize verdi o muhteşem ”His” .

Arada bir nefes almak lazım Sami. Dolunayın yanmış vadi çocukları kahkahalar atıyor yine müzik ve doğanın buluştuğu yerde. Yargılarından sıyrılmış, dünya kokmuş, evrene musallat olmuş, gecenin rengini gören , renklerin kokusunu duyan insan familyaları. Duyguların hepsi aynı;

Söyle Sami ruhların cinsiyeti var mı ?   Herkes bir başka güzel.

Yazacaksan şimdi yaz sonralara bırakma! Yaşayacaksan şimdi yaşa kendi bir yere çakma! Bırak sonsuzluk ve bilinmezlik ruhu aksın ermişlik çizgisinde yatan majiye. Her insan dost olabilir, her kafa yakılabilir limitleri zorlamasını bilene. Bir hata var ilkellerden bu yana, bir inanış, binlerce kolları var ”Dinler, tanrılar, peygamberler”. Bir şeylere inanma iç güdüsü taşıyan canlılar. Kör inançlarının içinde hapsolmuş, hakikatten uzaklaşan insanlar. Yaşam bu kadar basit olabilir mi ? Anlamsızlık içinde dolaşan, cinsiyet parçacıklarının içine sıkışmış bedenimsiler.

Am, sik ne fark eder! Söyle Sami ruhların cinsiyeti var mı ?

Açılan kapakçıklar, parçalanmış algılar, tutumsuzlukkkk. Böylesi mümkün olabilir mi ?

Toprağa her yattığımda vücudumun her yerini sarıp beni içine  çekmesini istiyorum.   ”Tam bir bütünleşme”

İnsanlığın en çok korktuğu şeyi deli gibi arzuluyorum. Bir bilgenin de söylediği gibi  -Gerçek bilgiye gitmek istiyorum-. Ben ve Sami portakal kokulu kabak günlerince ..

İnsanların tavşan gibi sevişip çoğalmasını anlamıyorum Sami. Hadi sevişmek neyse … Neden hep çoğalma iç güdüsü duyuyoruz ? Ebeveynlik hissiyatlarımızı ne zaman ve nereden aldık ? Neden küçücük canlıları gördüğümüzde daha doğmamışlara özlem duyuyoruz ? İnsanoğlu hayvandır sözleri çınlıyor kulaklarımda. İnsan  kim ? Hayvan kim ? Bitki ne ? Aslında her şey bir canlı değil mi ? Bizde canlıların türleri. Görmeyi bilene her şey canlı Sami. Yeryüzünün dibinden, gökyüzünün limitsizliğine kadar. Evrenler içinde bir evren, onun içinde minik bir gezegen nefes alıyor. Bir ruhu var bir adı  Dünya! (Pattttt)

Kimi zaman mutlu, zaman zaman uzak … Her şey onun içinde Sami her şeyiyle nefes alıyor. Dağları, denizleri, bitkileri, insanları, hepsiyle nefes alıyor! Hissediyorum Sami hissediyorum, ‘Onu” her nefesimi onunla bırakıyorum. Ben dünyayım, dünyayım ben! Anlıyorum sonunda, anlıyorum. Senden küçük bir şeyin aslında sen olması ve küçücük olan senin aslında bir dünya olman ve, ve, ve… Seni hiç unutmayacağım kanatlı böcek. Benimle kurduğun iletişim için teşekkür ederim. Sen her şeysin 🙂

Delirdik Sami delirdik sonunda. Söylesek mi bu sırrı insanlara ? Ya da söylesek ne olacak sanki, bak bu zamana kadar konuşanlara var mı hiçbiri ?

Hiçbiri, Hiçbir şey, hiç.

Uyuyor hepsi orada. Vecd halindeyiz Sami.  Esrime kokuyor oram buram. Ruhum yanmış kemiklerime kadar. Gördüklerimi unutmuş, görünmezleri bulmuş gibiyim. Hislerim, gözlerimden önce buluyor önümde duran her şeyi. Hissediyorum Sami Hissediyorum. Geçmiş ve gelecek manevralar yapıyor alın çizgilerimde. Ortalıyorum, düşünüyorum bir fikir bir farkındalık oluyorum.

Çıplaklık kokuyorum.

Ten, tüm çizgileri ortadan kaldıran.

Sen, tüm tabuları yıkan

Gerçek anın, nefes kokuları, kalp atışları ve Bpm

Müzik ve aşk!

Enerjiye katlanamayan bizler. Önce yaşar sonra yazarım.

Yaşamak, hissetmek ne olduğu ne fark eder ?

An, bizi hayata bağlayan.

Yanmışız hepimiz birbirimizden ne eksik ne fazla. Hayat, kontrolsüz olunca daha güzel. Şimdi salıyorum kendimi ne varsa ne yaşanacaksa ?

His, Hisler, Gülümsemeler, Nefesler bizi canlı yapan her şey.

Ahhh! Yine geldim tam da yerimdeyim.  Ahhh! Kabak seni anlamak için kaç sene yaşamak  lazım ? Çok mu küçüğüm çok mu hızlı ? Sen ne güzelsin. Derin bir nefes. Yaşaa, yaşşaa!

Ruhların diyarında gezen ruhsuz derviş. Söyle bana yalnızlığın ne kadar güzel ?

İnce bir esinti değiyor tenime. Kokum kayboluyor doğaya. Yazmak istiyorum deli gibi göremesem de.

Söyle bana doğana ana ağaçların yaşı kaça ne kadar ?

Ben öyle bir canlı değilim anlamak için zorlama. Ruhum kara delik güneşinde kavrulmuş, olay ufkunun olduğu sınırdan milyonlarca ışık yılı hızı ile düşüp beden buldum kendime. Bir oradayım bir burada, anlamsızlıklar içindeki lotus çiçeğiyim. Bana öyle bakma! Ben bir Hiçim ötesi yok. Yabancıların içine karışmış ruhlar ve hisler arasında yol alıyorum. Sen bana öyle bakma! Ben yanmak için varım.  Çırılçıplağım, boşluklardayım, sevişmek için yola çıktım. Ben ruhlara aşığım. Geleceğin geçmişiyim,  belkide tüm hayatları yaşamış His yolcusuyum. Hissetmek için varım. Yaşamının elementi bu! Canlılara baktığımda kafalarından çıkan uzun bağlantı çizgilerini görebiliyorum. Ben onların dönüşümüyüm.  Düşünceler tanrısı oluyorum, kelimeler yardımcım. Ben onlarla bir hayatım. Gözlerini bana dikmiş canavar bakışlarının altında yol alıyorum. Ahh hayatın renkleri, siz onlara bakarken ben kokluyorum.

Anlıyorum ki dünya yok olmuşların,  yok oluşlarında. Sözde dincilerin dergahından girmiş fitne tohumları. Saygısız, kaypak bireylerin eline düşmüş hayat akışı naraları! Karşı çıkışlar, yalanlar, kimin kime ne kondurduğu bilinmeyen uçurum ucu nefsleri. Düpedüz  tanrısızlık çökmüş ruhtan ruha! Kızgın değilim Sami üzülüyorum sadece. Yol bilmeyene, aşk bilmeyene, yanmayı bilmeyene… Madde ve Mana anlam yitirmiş,  güz vaktinde hep kirli oyun, oyun içinde oyun!  Üzülüyorum Sami cümlelerimin bitişine. Herkesin bir doğrusu var kendinden çok emin. Kimse farkında değil doğru bildiklerini sorgulamanın sırrını.  Hayatta en zor olan şey yanlışı bulabilmek. Yanlışı gör vecd et, akış seni zaten götürecek. Sen önce sev, sen önce yaşa! Evren seni  zaten bilecek. Belkide binlerce hayat yaşamış bir enerji parçacığıyım. Belkide onların birikimini yazıyorum.  Belkide ben bir tanrı olacağım!

Die Hippie Die!

Dostluğun vücut bulmuş hali. Kaç hayat yaşadın ? Kaçında yaktın kendini ? Sen şimdi ne kadar yanıksın ? Sende görüyorsun benim gibi.  Ruhun serpiliyor çıplak bastığın toprağa yıldız  tozu gibi. Yalnız değilsin artık bu yaşamda sakın unutma! Kafanı her yaktığında bak gökyüzüne ve seslen. Ben her zaman sana cevap vereceğim.

Die hippie Die!

Kabak onların, yaşam bizim olsun. Sessiz kaldığımız her yanyanalışların, boşluğa, düşünceli çakıldığımız o ana.

Die hippie Die!  Hadi son bir sigara daha sarsana.

Written By
More from Esrime.

Herkese Paylaşacağım

              Ruhum parça parça ayrılıyor Gözlerim...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir