Ben Kimim?

Hayatı olduğu gibi yaşayabilseydim keşke. Mesela her gün sulamaya can attığım çiçeklerim olsaydı, kitapların tozlarını silseydim, çocukların gülümseyişini çizebilseydim sayfalarca. Kedim olsaydı mesela, bu küçücük odamda koştursaydı oradan oraya. Sahi bunların hayalini bile kurmayalı ne kadar zaman olmuştu? Ne kadar zaman geçmişti insanların yüzlerini görmeyeli? Yüzlerinde ki umut dolu gözleri izlemeyeli? Evim, sığındığım liman değildi artık. Ne zaman sokağın başına gelsem, içimde hep aynı kaçma isteği uyanırdı. Odama her gelişimde dört duvar karşılardı beni, bir de gözlerimi alamadığım tavan. Mesela telefonum çalmayalı aylar olmuştu. Kapımın zilini söktüm geçenlerde, bir gün gelecek bulamayacaklar nasıl olsa kuşu yuvasında. Hayır şikayet ettiğimi düşünmeyin, ağlamaklı oluyorum dertlerimi anlatınca. İlişkilerimi, bağlandığım insanları, aşkları, ihanetleri düşünüyorum. Her defasında terk edilişlerimi. Önce birer-ikişer dostlarımı yitirdim. Kimi zaman kapıyı çarptılar arkalarına bile bakmadan, kimi zamanda sessizlikleri oldu gürültüleri. Sanırım benim problemim kabul etmek istemesem de yalnız kalmaktan korkuyor oluşum. Korkuyorum çünkü; gülmeyi özledim, arkadaşıma sebepsizce sarılmayı özledim. Dertlerimle seni de bunaltmıyorum umarım. Konu Merih’e gelsin diye bekliyorsun farkındayım. Merih… Bu süreç en çok onu yıprattı. Uzattığı eli, attığı adımı sürekli geri çevirdim. Yardım istemiyordum anlıyor musun? Hayır, sinirli değilim, sadece suçlayıcı bakışları kabul edemiyorum. Anladım kaçış yok senden, peki en başından anlatıyorum. Merih’in o zamanlar öğretmenlikte ilk yıllarıydı. Mezun olduğu, direkt iş bulduğu için çok sevinçliydi. 4 sene emek vermişti sonuçta, iş bulamasaydı bu durum onu çok üzecekti. İlk zamanlar çok mutlu, işine sımsıkı bağlı, idealist bir öğretmendi. Eve gelir, okulda çocukların sevimliliğinden bahsederdi. Hatta 8 yaşında ki bir öğrencisi bir gün Merih’e; “ Öğretmenim, ben şu ön sırada oturan Ayşe’yi çok seviyorum, ona çok fazla soru sorma aramız bozulmasın” demiş. Her sabah bu olayı anlatır, ayrı bir keyiflenirdi. Çocukların aileleriyle de dertleşir, imkânı olmayan ailelerin çocuklarına, ücretsiz kurslar verir, kitaplar alırdı. Çocuklarla arasında kurduğu bağı görmek için okul çıkışına gitmiştim. Gördüğüm manzara beni çok mutlu etti. 30 öğrenci, Merih’i öyle benimsemişler ki, her biri bir taraftan sarılıyor. Merih’te bu ilgiden oldukça memnun olmuşa benziyordu. En çokta Ayşe ilgiliydi. Doğru doğru. 8 yaşında ki ufaklığın sevdalısı. Öğrencilerin ilgisinin nedenini sordum, alışık olmadığım bir şeydi çünkü.Aramızda ki şey sevginin çok daha ötesinde, 8 yaşlarında ki sınıf arkadaşıyım ben onların demişti. Öğretmen kimliğini unuturdu sınıfta. Gözlerin mi kapanıyor senin? Haklısın, saat gece yarısını çoktan geçmiş bile. Sabah kahvaltı da devam ederiz. İyi geceler.

More from Ali Cem Doğan

Ben Kimim?

Hayatı olduğu gibi yaşayabilseydim keşke. Mesela her gün sulamaya can attığım çiçeklerim...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir