Bedenden Ruha Tinsel Bir Dokunuş – Psychedelic Art Üstadı: Alex Grey

Resme ilgim ortaokul yıllarına dayanıyor. Fakat her ne kadar yıllar içinde kendimi, çizim/desen/renk vs konularının hakimiyeti açısından geliştirmeye çabalasam da sanatın içindeki o klasik işleyiş beni hiçbir zaman etkilememişti. İşin içinde bir sıkıntı var diyordum; evet resim yapmayı,renklerle oynamayı ve bu anlamda bir şeyler üretmeyi seviyordum fakat bende, şimdiye kadar algıladığım sanat anlayışının içine oturmayan bir şeyler vardı. ” Sanırım bu işten cidden bir halt anladığım yok ” diyor ve insanların ayıla bayıla gittiği resim sergilerine sıkıla bayıla gidiyordum.

Ve en sonunda içimde korkunç bir çatışma peydah oldu ve yıllarca kendimi özenti bir ergen olarak yaftaladım. (İçsel gülüşmeler ) Ta ki 8 sene önce elime klavyeyi alıp, Google’da ilk ” psychedelic art ” aramamı yapıp, ilgimin gerçekten ne olduğunu anlayana ve onu isimlendirene kadar. Ve bittabi bu akıl almaz,vurdum duymaz ve bir o kadar da tüm benliği sarıp içsel/dışsal tüm ögeleri allak bulak edip, gerçekliği ya da gerçeküstülüğü sarsıcı bir şekilde ele alabilen ve bunu insanoğlunun en önemli duyu organlarından biri olan gözlere en çarpıcı şekilde sunabilen türün bana göre önemli bir üstadı vardı : Alex Grey.

Fakat ondan önce biraz bu biçimin ne olduğunu aktarmak isterim: Saykedelik sanat, ruhun dışa vurumcu ögelerinin harekete geçirildiği, çağrışımların ve onların ortaya çıkardığı bütünlerin kullanıldığı, 1960’lardaki karşı kültür hareketlerini beslemiş ve bu hareketlerden beslenerek günümüze kadar ulaşmış gerçeküstücü akım altında değerlendirilebilecek fakat son zamanlarda kendi ekollerini de oluşturacak kadar dallanıp budaklanmaya başlamış; şamanistik ve/veya mistik ögelerden ilham alarak, bu ögelere ilham veren bir sanat biçimidir. Bu bağlamda bu biçimin şamanistik veya mistik ögeler barındırmasından ziyade, ögelerin sizde uyandırdığı çağrışımlara odaklanmanızı öneririm. Elbette ki herkesin içsel imgeleri ve bunlara yüklediği anlamları farklı olmakla beraber bana göre aslolan, imgelerin ruha işleyiş biçiminin bize ne kazandırdığı ya da kaybettirdiğidir.

Grey’in sanatına bakacak olursak da bu işleyiş biçiminin, imgelerin bolluğundan yola çıkarak onlara odaklanan gözün görmeye savrulduğu tarafa doğru gitmesine bir yardımcı olarak algılayabiliriz. Bana göre O , bedenden ruha olan tinsel aktarımın hangi doğru noktalardan geçtiğini ve bu noktaların içinde nasıl ahenkle dans edilebileceğini iyi biliyordu. ZiraGrey ,aynı zamanda bir anatomi ressamıdır.

Yıllar içerisinde Grey , yaşadığı içsel ve spiritüel çatışmaların/çalışmaların ve yolculukların ana kaynağını keşfetmiş ve kendisini anatomi ressamlığından ayırarak saykedelik türe adamıştır. Fakat anatomi ressamı olarak başlamasının da -kendince-bir sebebi vardı; Grey insan ruhunu tanıma ve keşfetme macerasına önce insanın bedenini incelemekle başlamış ve kendince onayladığı denge ve döngü kavramını beden/ruh kombinasyonunda birleştirmiştir.

Önceleri Harvard ‘da bir Bioenerjist olan Dr.Benson ve Dr. Borysenko için anatomi resimleri yapan Grey’in yaptığı çalışmalar o sıralarda bu iki doktorun oldukça ilgisini çeker ve Grey’i bu konuda oldukça desteklerler. Zira Grey o sıralar şimdiki eşi Allyson Grey ile kendi açacakları Chapel’in hazırlıklarına ve çizimlerine çoktan başlamıştır. Okült,mistik ve ezoterik açıdan kendilerini bir hayli geliştiren ve bütünleştiren  bu iki ” eş ” ruh, içsel imgeleriyle renklendirdikleri deneyimleri, bilgileri ve zekalarını herkese gösterebilmek adına Chapel of Sacred Mirrors ‘ ı açarlar. Ziyaretçileriyle dolup taşan bu Chapel , Grey’in usta zekasının gözler önüne sergilendiği geçitlerin durağan kapılarından sadece biriydi.

Bana göre bu iki deli çiftin yapmaya çalıştığı, sanatı sadece bir forma büründürmek değil aynı zamanda onu herhangi bir kalıba sokabilecek herhangi bir şeyden de muaf tutmaktı. Kişisel bilgilerin/verilerin ve deneyimlerin bilinçaltıyla harmanlandığı o tinsel dokunuş, Grey’in fırça uçlarından çıkıyor ve on binlercesinde bedenleniyordu. Yaratıcılığının insan hükmüne sızdığı eserler Grey’i, yaptığı işte ustalaştırıyor ve bir ilham kaynağına döndürüyordu. Zira yaptığı tüm işlerde meditatif bir imgelem söz konusu.

Bu imgelemler ise gözlenenin gözünden gözlemcinin zihnine akis akis işlenerek, yenilerinin doğumuna sebep oluyor, böylelikle Grey kendi sanatını özgür kılıp dışa vururken, aynı zamanda başkalarının da onun imgelerinde buldukları anlamlar ile bu durumu devam ettirmesine ön ayak oluyor; ucu bucağı olmayan bir yaratıcılık pınarının, bireyler arası aktarımında bir rol oynayarak sanatsal özgürlüğün ve bilinç ve bilinçdışının karşılıklı etkileşiminin bir aracısı, sanatını gözlemleyenlerin kendi zihinlerinde oluşacak yankılara ulaşmasında bir anahtarı oluyordu.

Bu yankıların resmettiği bilinç akışında, gizli bir müziğin, duyanları kendisinden geçiren bir armoninin izleri vardı. Ünlü müzik projesi Shpongle’ın konserlerinde de kendilerine yer bulan Grey çifti, müzik performansı sırasında çizimlerini devam ettirerek, konserlere sinestezik bir boyut katıyor ve sanatlarının, başka bir sanat biçimi olan müzik ile ne denli entegre, dolayısıyla da bir o kadar birbirinden ayrılamaz olduğunu vurgularcasına çalışmalarını dinleyiciler ile paylaşma fırsatı buluyorlardı.

Yıllar içerisinde onlarca Saykedelik festival ve müzikal oluşumlara katılan çift, katıldıkları  etkinliklerde ise canlı performans sergileyerek yaptıkları sanatı kutsal ve bütünsel bir ziyafete çevirmeye başlarlar. Aynı zamanda Grey, Tool’un Lateralus, 10.000 Days ve Vicarious  albümlerinin çizimlerini üstlenmiş, albüme Sinestezik bir bedensel form kazandırmıştır.

                                            ALEX GREY HAKKINDA GENEL BİLGİLER

  • 1953 ABD – Ohio doğumludur.
  • Kendisi gibi ressam olan Allyson Grey ile evlidir ve kendisinin ruhsal rehberi olduğunu söylemektedir.
  • Asıl soyadı Velzy olup iyinin ve kötünün dengesini simgelediği nötrlük anlamına gelen Grey ( Gray ) soyadını kullanmaktadır.
  • Zena Grey adında aktrist bir kızı vardır.
  • Aynı zamanda bir yazar olan Grey, “The Mission of Art” isimli kitabında sanat felsefesine dair katkılarını sunmuştur.
  • Nirvana’nın “In Utero” isimli albümünün notlar kısmı, grup üyelerinin fotoğraflarıyla beraber, Grey’in “Kas Sistemi” (Hamile Kadın) isimli bir tablosunun reprodüksiyonunu da içermektedir.
  • Bir Vajrayana Budistidir.
  • Grey, Entheon isimli bir saykedelik sanat merkezi kurulumu için başlattığı Kickstarter projesinde, sevenlerinin ona bağlılığını da görme fırsatı yakalayarak, söz konusu sanat merkezinin finansal boyutunun büyük bir kısmını onu ve sanatını seven, takdir eden insanların yardımı ile karşıladı.

     

Birlikte üretelim, her şey bütün iken güzel.

Bütün güzellikler ruhunuza değsin, güzel kalmanız dileğiyle.

 

Written By
More from Şeyma Akgöz

Dünyanın En Renkli Yazısı

“Görmemek bir engel değildir dostlar. Sadece bir organın fiili olarak, görevini yerine...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir