Başka Bir Yolculuk Mümkün!

Kabak 2016

 

Geçen sene yılın bu zamanları, yola çıkmak için çalıştığım kurumdan istifa etmiştim.Sadece bir sırt çantası ve çadırımla yaklaşık 6 ay boyunca gezdim. Amacım gezerken, oralarda bir yerlerde konumlanabilmekti.
Şimdilerde ise kürkçü dükkanı misali İstanbul’a – tüm kalabalığı ve aceleciliğiyle beni yoran kaotik şehre-
geri dönüp eski keşmekeş rutinime geri döndüm.
Buralardayken tüm kalbim yeşilin ve doğanın en saf halini ve dinginliğini özlemekle geçiyor. Arada sırada yaptığım küçük kaçamakları saymıyorum; onlar ağzıma sadece bir parmak bal çalmaktan ileri geçemiyor.
Büyük şehirlerin o beton yığını ve seni iliğine kadar alıp götüren iş hayatı karmaşasında aleni bir şekilde farkettiğin bir şey oluyor: Bir sistem var ve o seni, sistemin bir çarkı olmaktan başka çare bırakmıyor -klişe ama gerçek – Ve bunu yaparken verdiğin ödünler aslında geriye dönüp baktığında seni en çok yaralayan şey oluyor.
Fakat ilk defa kendime geçen sene 6 ay boyunca yol yaparken dürüst oldum. Amacım oralarda konumlanabilmekti ya, kısmet bir türlü başaramadım.
Aklım hiç susmuyordu ve oralarda bir yerlerde bir yanlışın olduğu düşüncesi beynimi yiyip bitiriyordu. Üstelik özlemini sürekli olarak çektiğim doğanın içerisinde mutlu bir şekilde ayağımı sürerken, bir ateş başında varlığına şükrettiğim o güzel gecenin koynunda huzurun kendisi olurken, bir yandan da bir şeyler kemirip duruyordu beynimi.
Nitekim o kadar kararlı bir şekilde adım attığımı düşünürken o kaotik ve yorucu şehre geri dönme kararı aldım.
Çünkü bir şeyi farkettim ki, aslında amacım gerçekten doğanın içerisinde huzurla varolmak değildi. Daha henüz ne olduğunu bile anlayamadığım o sistemden kaçıyormuşum meğer. Kaçmak asla bir şeyler için çözücü öneriler sunmuyor size. Çünkü farkettim ki kaçtığım ve yok saymaya çalıştığım o sistem aslında her yerde. Ve malesef kendinden kaçmaya çalışan herkes tam olarak oralarda bir yerlerde.

Çadırım <3

Doğayı seviyorum çünkü özüm bu ve özüm birleşmek istiyor her defasında; yeşile, gökyüzüne, aydınlıklı geceye, dolunayın gölgesinde, bir mağara silüetinde. Fakat doğanın beton yığınına dönüyor olması düşüncesi ve insanların aslında kendinden kaçıp oralara sığınması, kürkçü dükkanımda yeniden bir şeyleri
gözden geçirmem için bir ışık oldu bana.
Amacım kendimden kaçıp doğada var olmaya çalışmak değil, kendimi ve kendi doğamı daha iyi tanıyıp sonra yeniden güzelce yola koyulabilmek.
Başka bir yolculuk mümkün! İşte o zaman tam olarak bütünleşebileceğime inanıyorum o heybetli yeşille.

Doğaya ve tüm güzelliğine şükranla.

 

 

Tags from the story
, , , , , ,
Written By
More from Şeyma Akgöz

An Gelir An’da Kalırsın

Rakamların bir önemi yok; kaç yaşındasın, hangi tarihtesin, saat kaç, bugün Salı...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir