AVRUPA NOTLARI (ZERO)

Nokta atış olarak, daha kısa süreli olarak gittiğim kentleri ayrı tutarsam toplamda dört ayı bulan ve tamamı yolda geçen iki büyük gezi gerçekleştirdim.

İlk gezi, 2 Temmuz 2014 – 29 Ağustos 2014 tarihleri arasında Roma’dan başlayıp, Amsterdam’da sonlandırdığım 59 günlük bir maceraydı. İkincisi ise, 2016 yılının 12 Temmuz’unda Roma’dan başlayarak 30 Ağustos’ta Amsterdam’dan döndüğüm toplamda 50 günlük bir maceraydı.

Yola tek başıma çıktım. Yol boyunca hostellerde konakladım. (Hostellerle ilgili detayları bir başka yazıda anlatacağım. )
Benim gerçekleştirdiğim seyahatin temel mantığı, basit ve esnek bir plan doğrultusunda, sırt çantamla ucuz bir tatil yapma düşüncesine dayanıyordu. Bu düşüncede iki ana hedef belirledim kendime.

İlk hedefim daha önce görmediğim kimi Avrupa kentlerini görmek ve bu sırada da olabildiğince çok insanla tanışmaktı.

Geri dönüp baktığımda bu iki hedefimi de gerçekleştirebildiğimi görüyorum. Kentleri görmek sağlam bir fiziksel dayanıklılık istedi. İnsanlarla tanışmak ise hostelde kalmanın otomatik sonucu oldu.

Gezi boyunca yüzlerce insanla çeşitli şekillerde iletişim kurdum bunlardan onlarcasıyla dostluk geliştirdim, bazılarıyla da sağlam takıldım.

Bu takılmalarımda, yalnız gezginlerin yazılı olmayan kuralları gereğince yanımdaki insanların arkasını kollamadan geceyi sonlandırmadım yine aynı yazılı olmayan kurallara uygun olarak onlar da benim arkamı topladılar. Bu sayede alkolün sudan ucuz olduğu Orta Avrupa’dan sağ salim çıkmayı başarabildim.

Yol boyunca yankesicilik ve ufak çaplı dolandırıcılık girişimleri dışında önemli bir tehlike atlatmadım.

2016 gezisinin daha öncekilere kıyasla en önemli farkı, terör tehlikesi nedeniyle alınan olağanüstü önlemler oldu. Hemen her kente girerken, terminallerinde veya çeşitli noktalarında kimlik, pasaport kontrollerinden geçmek zorunda kaldım. Olumsuz bir tepkiyle karşılaşmasam da bazı noktalarda dönüş biletlerimi, rezervasyon belgelerimi vb. belgeleri göstermem gerekti, bu durum bana özgü bir uygulama değildi, örneğin otobüs durdurulup kontrol yapılıyorsa tüm yolculara aynı şekilde davranıldı.

“Avrupa Notları” başlığı altında buna benzer bir geziye çıkmayı düşünenlere yönelik kimi pratik bilgileri paylaşmaya çalışacağım.

Yola çıkmadan önce genel bir çerçeve oluşturabilmek amacıyla epeyce araştırma yaptım. Araştırırken karşılaştığım kaynakların neredeyse tamamında, nereleri görmeli, kaç gün kalmalı vs. gibi temel bilgiler yer alırken, şehir içi ulaşım, şehirlerarası ulaşım, yerel lokantalar ya da az bilinen unsurlara dair pek fazla bilgiye ulaşamadım. Burada, keşke yola çıkmadan önce bunları bilseydim dediğim bilgileri paylaşmaya çalışacağım. Roma’ya giden birisine Kolezyum’a mutlaka git ya da Trevi Çeşmesi’ne uğra, demenin çok faydalı olduğunu düşünmeyenlerdenim.

Bu notlar, garantici gezginlere pek fazla bir şey ifade etmeyebilir. Garantici gezginler, nereye gidip nerede kalacağına, ne yiyip ne içeceğine aylar öncesinden karar vermeyi severler. Sürprizler ve fiziksel zorluklar bu tür gezginlerin tatil anlayışlarında pek yer almaz. Bu nedenle sırt çantasını alıp yola çıkma fikrini hayata geçirmeden önce kişinin tatil anlayışını netleştirmesinde yarar görüyorum.

Bütçeyle ilgili detaylı bir yazı yazacağım ancak genel bir çerçeve oluşturması açısından 2014 gezisi için, toplam bütçemin 3600 Euro; 2016 gezisi içinse 3.185 Euro + 1235 TL olduğunu belirtebilirim.
Bu yolculukların çoğunda otobüs kullandım, zaman sıkıntısının olduğu durumlarda ise tren veya uçak tercih ettiğim de oldu.

Faydası olabileceğini düşünerek kullandığım otobüs firmalarını listeleyebilirim:

1.) Flixbus: Avrupa’nın en yaygın otobüs firması. Bünyesine ayrı olarak faaliyet gösteren birkaç firmayı daha katınca (Megabus, Meinfernbus gibi) pek çok hatta adeta tekel olmuşlar. Otobüsleri Avrupa standartlarının üstünde. (Türkiye standartlarına yakın.) Bilet fiyatları erken alımlarda son derece uygun ama son güne bırakıldığında low-cost uçak firmalarının biletlerinin çoğundan daha pahalıya geliyor. Son derece başarılı bir uygulaması var. Uygulamayı kullanarak, otobüslerin kalkacakları noktaları online olarak bulabiliyorsunuz. Otobüse binmeden önce e-mail yoluyla size gelen biletteki QR kodu şoförün elindeki makineye okutmanız gerekiyor.

2.) Student Agency: Polski Bus firmasıyla birlikte Avrupa’nın en ucuz bilet satan firmalarından birisi. Ulaşım ağı Flixbus kadar yaygın olmasa da Orta Avrupa için, daha ucuz bilet alabilmek için öncelikle bu firmayı kontrol etmekte fayda var. Otobüsleri Flixbus ayarında, farklı olarak bu firmada hostes bulunuyor ve yolculuk sırasında 1 adet kahve ikram ediyorlar.

3.) Orange Ways: Orta Avrupa’da kullanılabilecek bir diğer ekonomik ulaşım firması. Kısa mesafeler için kullanılabilecek belediye otobüsünden hallice araçlarla hizmet sunuyorlar.

4.) Polski Bus: Polonya’nın efsanevi firması. Eğer bu firmanın gittiği bir güzergâha yolculuk yapacaksanız en ucuz bileti bu firmanın sattığından emin olabilirsiniz.

5.) Swebus: Danimarka, İsveç ve Norveç’te en yaygın kullanılan otobüs firması. Bilet fiyatları Orta Avrupa’nın birkaç katı, Batı Avrupa’nın ise yaklaşık olarak iki katı olsa da İskandinav ülkeleri için uygun sayılabilir. Örneğin hemen her hat için tren biletinin yaklaşık üçte birine ya da yarısına bu firmadan bilet alabilirsiniz.

6.) Nor-Way: İsveç firması olan Swebus’ın Norveçli kardeşi. Fiyatlar hemen hemen aynı olsa da Norveç Kronu biraz daha yüksek kurdan işlem gördüğü için kur farkından biraz içeri girebilirsiniz.

7.) Alsa: İspanya ve Portekiz’de kullanabileceğiniz en yaygın ulaşım ağına sahip otobüs firması. Bu firmanın, hemen tüm terminallerde bilet gişeleri var fakat aynı zamanda bilet alabileceğiniz bilet makineleri de var. Ben bu makineleri kullanmayı tercih ettim. Bu sayede gitmek istediğim yöne kalkan tüm araçları ve fiyatlarını önceden kolaylıkla görüp biletlerimi ona göre aldım. Bu bahsettiğim makinelerde nakit ve kredi kartıyla alış veriş mümkün. Aletlerde İngilizce dil seçeneği var.

Bu firmaların dışında, gittiğiniz ülkenin ulusal tren firmalarını ya da low-cost uçak firmalarını da kontrol edebilirsiniz ancak benim gibi gideceğiniz güne son anda karar verenlerdenseniz ve interrail biletiniz yoksa en mantıklı alternatif otobüs olacaktır.
İzlediğim yolun detaylarını “rota” başlığıyla yazacağım diğer bir yazıya bırakıyorum ama öncelikle ilk izlenim olarak ve genel bir çerçeve olması açısından ilk gezi için toplamda 8000 kilometreyi aşan ikinci gezi içinse 15.000 kilometreyi aşan güzergâhımı buradan paylaşayım:

TEMMUZ 2014

AĞUSTOS 2014

TEMMUZ 2016

AĞUSTOS 2016

Kendi harcadığım zamandan bağımsız olarak hangi kente kaç gün ayırmalıyız, bilgisini de “rota” yazısında paylaşacağım. Genel bir çerçeve oluşturması açısından, hangi şehirde kaç gün kaldığımı da yazabilirim:

1-5 Temmuz 2014: Roma

6-8 Temmuz 2014: Floransa, Pisa, Cinque Terre

9-10 Temmuz 2014: Venedik

11-14 Temmuz 2014: Barselona

15-17 Temmuz 2014: Madrid

18 Temmuz 2014: Toledo

19-21 Temmuz 2014: Granada

22 Temmuz 2014: Cordoba

23-24 Temmuz 2014: Sevilla

25 Temmuz 2014: Sevilla, Lizbon yolu

26-28 Temmuz 2014: Lizbon

29 Temmuz 2014: Lizbon, Bilbao yolu

30 Temmuz, 5 Ağustos 2014: Durango

6 Ağustos 2014: San Juan De Luz

7 Ağustos 2014: Bayonne

8-11 Ağustos 2014: Paris

12-14 Ağustos 2014: Brüksel, Brugge

15-16 Ağustos 2014: Köln

17-18 Ağustos 2014: Berlin

19-20 Ağustos 2014: Hamburg
21 Ağustos 2014: Bremen

22-24 Ağustos 2014: Rotterdam

25-28 Ağustos 2014: Amsterdam

**

12 Temmuz 2016: Roma

13-14 Temmuz 2016: Milano

15-16-17 Temmuz 2016: Ljubjana

18-19-20-21 Temmuz 2016: Budapeşte

22-23-24 Temmuz 2016: Viyana (24 Temmuz’da günübirlik Bratislava)

25-29 Temmuz 2016: Prag

30 Temmuz-2 Ağustos 2016: Krakow

2-5 Ağustos 2016: Varşova

6 Ağustos 2016: Varşova-Berlin yolu

7 Ağustos 2016: Berlin

8-11 Ağustos 2016: Kopenhag

12-13 Ağustos 2016: Göteborg

14-17 Ağustos 2016: Stockholm

18 Ağustos 2016: Stockholm-Oslo yolu

19-20 Ağustos 2016: Oslo (Drammen)

21-23 Ağustos 2016: Bergen

24 Ağustos 2016: Kopenhag

25 Ağustos 2016: Kopenhag- Amsterdam yolu

26-29 Ağustos 2016: Amsterdam

Bu yolculuklar için genel bir değerlendirme yapmam gerekse:

– En beğendiğim şehir Prag ve Floransa, en beğendiğim ülke Norveç oldu diyebilirim.

– En ucuz ülke Polonya, En pahalı ülke Norveç

– En sağlam gece hayatı: Amsterdam, Barselona ve Prag’da. (Elektronik müzik severler için belki Berlin.)

– En güzel yolculuk, Oslo-Bergen arasındaki tren yolculuğu.

– En kalabalık şehir, Prag.

– En şaşırtıcı şey, Kopenhag’daki Chiristiania Özerk Bölgesi.

– En acı verici şey: Auschwitz ve Birkenau toplama kampları.

Tags from the story
, ,
More from Onur Uludoğan

AVRUPA NOTLARI (KENTLER VE FİLMLER)

Yaptığım gezilerden sonra fark ettiğim bir geçek var, aradan çok kısa bir...
Read More

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir