AVRUPA NOTLARI ( PARİS )

Paris, Avrupa’nın güvenlik açısından en sıkıntılı kentlerinden. Hırsızlık açısından, Barselona kadar olmasa da dikkatli olmakta fayda var. Geceleri ara sokaklara tek başına girmemekte, sabahlanacaksa ya da sokakta uyunacaksa özellikle Gar Du Nord gibi güvenliksiz bölgelerde takılmamakta fayda var.

–               Paris’e kadar gidip Louvre Müzesi’ni görmemek olmaz. Müzeyi gezmek için bir tam gününüzü ayırmanız gerek. Yaz mevsiminde müze inanılmaz kalabalık oluyor, önerim, kendinizi yormadan dinlene dinlene gezmeniz. Müzenin içinde kafeterya, restoran tarzı yerler var ancak epeyce pahalı bu nedenle müzeye girmeden yanınıza su ve atıştırmalık bir şeyler almanızı öneririm. Özellikle öğleden önce müze girişinde inanılmaz bir kuyruk oluyor, bunu aşmak için biletinizi bir gün önce ya da aynı gün, şehrin içerisindeki kendinize en yakın tren garlarında bulunan “tourism information” bürolarından almanızı önerebilirim. Fiyatlar müze girişindekiyle aynı ve kredi kartı geçerli. Biletinizi müzenin ana girişinde görevlilere göstererek binaya giriyorsunuz, sonrasında müzenin her bir bölümüne giriş yaparken her defasında biletinizi tekrar tekrar göstermeniz gerekiyor bu nedenle bileti kaybetmemeye dikkat edin. Müze bileti, 2014 yılı itibarıyla 12 Euro. Bu parayı vermek istemeyen, girişken, arkadaşlar için de bir tavsiyem var: Alınan biletler, o gün içinde müzeye sınırsızca giriş hakkı sağlıyor bu nedenle özellikle öğleden sonraları, müze çıkışında gözünüze kestirdiğiniz ziyaretçilerden biletlerini isteyebilirsiniz.

–               Paris metrosu Avrupa’nın en eski ve en karmaşık metro ağlarından birisi. Özellikle kalabalık noktalardaki (tren garları vs.) metro girişlerinde görevli danışmanlar var ve bu kişilere hangi istasyona gitmek istediğinizi söylediğinizde size yardımcı oluyorlar. Metro girişlerindeki makinelerden tek binişlik bilet almanız mümkün ve bu bileti aktarma yaparken kullanabilirsiniz. Bazı aktarma kapılarında biletinizi tekrar okutmanız gerekebiliyor bu nedenle biletinizi kaybetmeyin. Paris metrosunun aktarma tünelleri son derece dar ve çok uzun. İşaretleme ise yeterli fakat çok dikkatli olmayı gerektiriyor. Bir yoldan diğerine geçiş yaparken on dakikaya kadar yürüdüğüm bile olmuştu. Bir de yankesicilere dikkat edin. Tüm yolculuğum boyunca kullandığım toplu taşıma araçlarında cüzdanımın çalınmaya çalışıldığı tek yer Paris metrosu oldu. (Sabah saatlerindeki kalabalığı fırsat bilen iki “Parisien” metroya binerken beni araya aldılar ve cüzdanı çekmeye çalıştılar, arka cebime güvenlik düğmesi diktiğim için cüzdanı çıkaramadılar ve ben daha ne olduğunu bile anlayamadan trenden inerek kayıplara karıştılar.)

–               Paris’e yolu düşen sanat ve edebiyat meraklılarının mutlaka uğraması gereken bir diğer nokta da “Père-Lachaise Mezarlığı” (Fransızca: Cimetière du Père-Lachaise) Burada, Yılmaz Güney, Ahmet Kaya, Jim Morisson gibi popüler figürlerin yanında yüzlerce yazarın, şairin, oyuncunun mezarlarını ziyaret edebilirsiniz. Mezarlığa toplu taşımayla da ulaşmak mümkün ama ben yürüyerek gitmeyi tercih ettim. Tempolu bir yürüyüşle Gar Du Nord’dan otuz dakikada mezarlığa ulaşabildim. Mezarlık girişinde, defnedilenlerin yerlerini gösteren bir harita satın almak en mantıklısı. (2,5 Euro) Harita satın almak istemezseniz, mezara gitmeden önce ziyaret etmek istediğiniz kişilerin yerlerini internet üzerinden tespit edip bir kenara not almanız şart. (Mezarlığın resmi web sitesinde alfabetik bir sıralamayla “division” numaralarıyla birlikte tüm yerler açıklanıyor.) Aman ne gerek var demeyin, mezarlık gerçekten çok büyük. (43,93 hektar) Eğer meşrebinize uygunsa, mezarlığa gitmeden önce yanınıza yeter miktarda Fransız şarabı almanızı önerebilirim. Bu sayede hem verdiğiniz ufak molalarda keyifle dinlenme imkânı bulursunuz hem de kendinize yakın hissettiğiniz kişilerin yanı başında onların şerefine kadeh kaldırma fırsatı bulmuş olursunuz. Mezarlık, akşam altıda kapanıyor ve kapanma saati yaklaştığında resmi üniformalı görevliler sizi mezarlıktan dışarı çıkartıyor bu nedenle eğer uzun bir listeniz varsa mutlaka erken gidin çünkü elinizde harita olsa bile aradığınız mezarları bulmak epeyce vakit alıyor.

Mezarlığın resmi web sitesi şu: http://www.pere-lachaise.com/

–               Paris’te Gar Du Nord civarında yer alan, “St. Christopher’s Inn Paris” isimli hostelde kaldım. Son derece rahat, büyük ve konforlu bir hosteldi. Hostelin alt katında sabahları kahvaltı yapabildiğiniz, gün içinde rahatça dinlenebildiğiniz akşamlarıysa canlı müzik eşliğinde takılabileceğiniz büyük bir cafe-bar var. Buranın en iyi tarafı yalnızca hostel müşterilerinin kullanımına açık olması. Akşam canlı müzik başladığında kapıda en az iki koruma bekliyor ve içeri girmek isteyenlerden hostel kartlarını göstermelerini istiyorlar. Bu kartlar için girişte ufak bir depozito ödüyorsunuz ve sonrasında asansörü çalıştırmak için bile bu kartları kullanmanız gerekiyor.

–               Hostele, kahvaltı dâhil (Peynir, salam, kahve reçel vs. bulunan zengin ve doyurucu bir kahvaltı) gecelik 34 Euro verdim.

 

–               Paris’ten Brüksel’e otobüs kullanarak 25 Euro’ya geçtim.

Oscar Wilde’ın mezarı. 

(Mirasçıları, mezarlığı öpüp ruj lekesi bırakanlardan illallah etmiş ve mezarın etrafına cam bir koruma yaptırmışlar. Camın üstündeki kâğıtta da öpmeyin abi, her yıl temizleteceğiz diye bir dünya masraf ediyoruz, minvalinde bir şeyler yazılı. )

Tags from the story
, , ,
More from Onur Uludoğan

AVRUPA NOTLARI (ZERO)

Nokta atış olarak, daha kısa süreli olarak gittiğim kentleri ayrı tutarsam toplamda...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir