AVRUPA NOTLARI (LİZBON)

Portekiz’le ilgili aklımızda tutmamız gereken ilk şey saat sistemleri. Portekiz Avrupa’nın diğer kentlerinden farklı bir saat diliminde o nedenle bir saat daha geri. Ben Lizbon’a İspanya saatiyle sabah 6’da varmıştım, bu saat detayından haberdar olmadığım için metro seferlerinin neden başlamadığını merak ederek bekledim.

Lizbon’da iki tane büyük otobüs terminali var ve kentteki yaygın metro ağıyla şehre bağlılar.

Metro biletlerini alabileceğiniz bilet makineleri var ve tek yön biletin ücreti sabit 1,40 Euro. İlk seferinde 50 Cent kart ücreti kesiyor makine. Sonraki binişlerinizde bu kartı tekrar doldurabiliyorsunuz.

Lizbon’u ilk gördüğümde, zamanında çok zengin olup sonradan maddi durumu bozulan bir insanın evine gelmiş gibi hissettim. Ekonomik kriz Portekiz’i ciddi olarak vurmuş. Bakımsız yollar, binalar ve bunun gibi detaylara bakarak bu sonucu çıkarmak mümkün.

Lizbon’un içini iki günde gezip bitirmek mümkün. Zaten ülke 1775’te büyük bir deprem atlatıp hemen tüm binalarını kaybettiği için göreceğiniz yapıların tamamı bu tarihten sonrasına ait.

Kenti gezdikten sonra bir gününüzü de güzel lokantalara ve şehrin eğlence merkezi olan “Bairro Alto” bölgesine ayırmanızı öneririm.

Portekiz’de çok güzel ve ucuza yemek yiyebilirsiniz. Deniz ürünleri ve yerel şarapları tercih etmenizi önerebilirim.

Buradan size iki önerim olabilir:

Birincisi, şehrin çok merkezi bir yerinde bulunan fakat yalnızca bilenlerin, daha çok da yerel halkın, gittiği bir lokanta olan, “Restaurante O Bacalhoeiro / A Licorista” dediğim gibi çok göze çarpmayan bir ara sokakta olan bu lokantada kişi başı toplamda 20 Euro gibi bir hesap ödeyerek sağlam bir yemek yiyebilirsiniz. Bu yemeği bir başka Avrupa başkentinde 50 Euro’dan daha ucuza yiyemeyeceğinizi hatırlatmak isterim.

Burada, şu anda adını hatırlayamadığım fakat yalnızca Portekiz’de bulunan bir balık çeşidi yemiştim. O lokantaya özgü bir ahtapot salatası salatasını da önerebilirim. Bunların dışında yerel meze çeşitleri de son derece lezzetliydi. Bir de ev yapımı şarapları gerçekten çok başarılı.

İkinci önerim ise Lizbon’un Belem bölgesinde bulunan 1837’de kurulmuş “Pasteis De Belem” isimli pastanenin turtası olabilir. Belem Turtası denilen bu küçük şey epeyce lezzetli ve yalnızca 2 Euro.

Belem bölgesi, Lizbon’un merkezine yürüyerek 30 dakika uzaklıkta, tramvayla da gitmek mümkün.

Barrio Alto ise barların bir arada bulunduğu kentin tepe noktalarından birisinde bulunan semtin adı. Birbirini kesen sokaklar boyunca dizilmiş barlarda fiyatlar oldukça uygun. Bölgede hareketlenme gece 11’den sonra başlıyor ve sabaha kadar sürüyor. Daha erken giderseniz boş sokakları görünce yanlış yere mi geldik acaba diye düşünebilirsiniz.

Lizbon’da karşılaştığım insanlar iyi derecede İngilizce biliyorlardı ve son derece sıcakkanlı ve yardımseverlerdi.

Lizbon, yaz mevsiminde, gündüz çok sıcak geceleri ise çok soğuk. Bu nedenle tedbirli olmakta fayda var.

Kentin genelinde hemen her köşe başında bakkal bulabilirsiniz. Bakkalların dışında adı DİA olmayan fakat DİA ürünleri satan süpermarketler var fiyatlar makul.

Şehrin önemli meydanlarında, yanınıza Brezilyalı olduğunu tahmin ettiğim gençler gelip “Bir şey lazım mı birader?” moduna girebilirler. Sizin esrar vs. isteyip istemediğinizi öğrenmeye çalışıyorlar. Onlardan uzak durun, çünkü size kendi yaptıkları, ayakkabı boyası kullanarak elde ettikleri macun kıvamında bir şey satacaklardır.

Lizbon’da şehir merkezine yürüyerek 10 dakika mesafedeki Ph Lisbon’da kaldım. Sekiz kişilik odaya gecelik 15 Euro ödedim. Hostel son derece güvenli ve rahattı. Bunun dışında bu fiyata “gerçek” kahvaltının da dâhil olduğunu söylemem lazım. İspanya’da kaldığım diğer hostellerde de kahvaltı dâhildi aslında ama oralarda, kahve kruvasan ya da corn flakes vs. verdikleri için özellikle belirtmedim. Bir de mutfakta sürekli kahve dolu bir sürahi vardı ki bu da önemli bir detay bence.

Zaman yokluğunda Portekiz’de başka bir kente gitmeye vaktim olmadı ama zamanım olsaydı en az bir günümü Porto’ya ayırırdım. Yolun dört saat kadar sürdüğünü ve ulaşımın otobüslerle sağlandığını belirtebilirim.

Restaurante O Bacalhoeiro / A Licorista 

Belem Turtası:

Tags from the story
, , ,
More from Onur Uludoğan

AVRUPA NOTLARI (LİZBON)

Portekiz’le ilgili aklımızda tutmamız gereken ilk şey saat sistemleri. Portekiz Avrupa’nın diğer...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir