AVRUPA NOTLARI ( BELÇİKA )

Nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama bir yerlerde, Brüksel’in dünyanın en sıkıcı başkenti olduğunu okumuştum. Gidip gördükten sonra bu fikre katılmadan edemedim. Brüksel gerçekten çok sıkıcı. Bu nedenle şehri yarım gün içinde (yürüyerek) gezip gördükten sonra ya Brugge’a geçin ya da kendinizi yemeye içmeye verin.

Brüksel denilince, bira, waffle, midye, patates kızartması ve çikolata geliyor aklıma.

Marketlerde, barlarda binlerce farklı bira çeşidine 50 sent ile 3 Euro arasında değişen fiyatlarla ulaşmanız mümkün. Biraya barındırdığı bira çeşitliliği sayesinde Guinnes’e girmiş olan Delirium isimli barda başlayabilirsiniz. Burası 2000’den fazla çeşitte bira bulunduran bir yer. Bu nedenle orta ölçekli bir kitapçık büyüklüğündeki menülerinden yararlanmaya bakın. Her bira için, o biranın en iyi sunumunun yapıldığını düşündükleri ayrı bardak çeşitleri var. Delirium, popüler bir turistik mekan olduğu için fiyatları biraz yüksek geldiyse, şehir merkezinde olan, “Big Game” ve “Celtica” isimli barları önerebilirim. Bu iki barda açık oldukları süre boyunca 1 Euro’ya 25 cl’lik bardaklarda fıçı bira içebilirsiniz. Ucuza deneysel takılmaya devam etmek isteyenler içinse, Henri Maus sokağı ile Beurs sokağının kesişme noktasında bulunan kilisenin merdivenlerini önerebilirim. Bu merdivenlerin yakınında zengin çeşitlilikte birayı ucuza satan marketler var ve kilisenin arkasında erkeklerin kullanabileceği (kadınlar ne yapıyorlar bilmiyorum) bir sokak tuvaleti var. Bu merdivenler oldukça popüler, gün boyunca yüzlerce insan burada takılıyor ve eğer iletişime açık biriyseniz illa ki insanlarla tanışabilirsiniz.

Waffle seven biriyseniz geleneksel waffle kovalamanızı öneririm. Sokaklarda, adım başı, krem şanti, sos vs. içinde satılan (bence yalnızca çöp gıda) ucuz wafflecılar bulabilirsiniz ama geleneksel tarzda bir şey arıyorsanız, şu an adını hatırlayamadığım, bir pasaj içindeki “Dandoy” isimli pastaneyi önerebilirim. (Bir de Maison Dandoy isimli bir çikolata dükkânı var, orasıyla karıştırmayın.)

Midye içinse “Chez Leon” isimli bir restoranı önerebilirim. Burada tencere içinde, özel soslarla ve sebzelerle pişirilmiş midye yeme şansınız var. (Bu tarz midyeciler Türkiye’de de açılmaya başladığı için gitmeden önce burada daha uygun fiyatlarla tadıp beğenirseniz oradakini deneyin derim.)

Patates kızarmasını Belçikalılar bir gurur meselesi yapmışlar sanki. En iyi patatesi burada yersiniz modundalar. Şehrin içinde sadece patates kızartması satan birçok büfeye rastlayabilirsiniz. Bu büfelerdeki patateslerin diğer endüstriyel patateslerden farı, taze olarak (dondurulmadan) kızartılmaları ve satışa sunulmadan farklı sıcaklıklarda iki ayrı fritözde iki ayrı pişirime tabi tutulmaları. Patates kızartmasının yanında onlarca farklı sos çeşidinden istediğiniz kadarını seçebiliyorsunuz. Bu soslar için ek ücret ödeniyor.

Brüksel’de yeme içme faslını bitirip Brugge’a geçmeye karar verebilirsiniz. Hatta mutlaka gidin. Yalnızca Brugge’u görmek için bile Belçika’ya gidilmeli.

Brugge’a Brükseldeki merkezi tren garından trenle 45 dakikada ulaşabilirsiniz. Bilet fiyatı 14,2 Euro. Biletinizi garlardaki bilet makinelerinden alabilirsiniz. Brugge pahalı olduğu için gün içinde gezilip Brüksel’e geri dönülebilecek bir kent. Gün boyunca her saat trenlerin çalıştığı bir güzergah.

Brüksel’de Sleep Well Youth Hostel’de kaldım. Sessiz, sakin rahat bir hosteldi. Check in saati biraz sıkıntılıydı (15,00)  ve bu saat gelmeden hostele girişimi yapmadılar neyse ki çantaları koyabileceğimiz kilitli bir odaları vardı ve bu sayede check-in saatini kenti gezerek bekleyebildim. Hostele gecelik, kahvaltı dâhil, 24 Euro ödedim. Buradaki kahvaltı da Avrupa’nın güney ülkelerindekilerle kıyaslanamayacak kadar iyiydi.

 

Brüksel’den sonraki durağım olan Köln’e yine otobüsle 13 Pound’a geçtim. (Londra’dan kalkan Megabus isimli bir İngiliz firması olduğu için bilet Euro değil de Pound olarak tahsil edildi.)

Delirium, menü ve Orval markalı bir bira.

(Bu birayı yolda tanıştığım, Belçikalı bir arkadaşım önermişti.Yoğun tatlı ve yüksek alkollü bir bira.)

Delirium’da tesadüfen seçtiğim bir başka bira. 

Chez Leon

Çikolatacılar

Birkaç farklı bakkaldan çekilmiş bira reyonları.

 Bahsettiğim merdivenlerde alkol komasına giren bir amcaya müdahale edilirken. 
(Şair burada kendinizi fazla kaptırmayın demek istiyor.)

More from Onur Uludoğan

AVRUPA NOTLARI (İTALYA)

İtalya’nın geneline dair bir bilgi vermek gerekirse, İtalya bizim çizmeye benzettiğimiz, uzunlamasına...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir