AVRUPA NOTLARI ( ALMANYA )

Brüksel’e planladığımdan yaklaşık on gün erken varmıştım ve Brüksel’den sonrasına ait bu on günlük boşluğu değerlendirmek için kendime üç ayrı alternatif oluşturdum, ilk alternatif kuzeye devam edip, Danimarka, Norveç ve İsveç’i gezmekti, ikinci alternatifse Almanya’yı pas geçip doğrudan Prag’a gitmek ve sonra Amsterdam’a dönmekti, üçüncü alternatifse belli başlı Alman kentlerini gezmekti. Kuzeyin çok pahalı olması, Prag’ın da çok uzak olması nedeniyle rotamı Almanya’ya çevirdim. (Bugün bu ikilemde kalsam, koşulları zorlayıp kuzeye devam ederdim.)

Alman kentlerini baştaki planıma dâhil etmemiş olmam nedeniyle ön araştırma yapamadan yola çıktım.

Bilindiği gibi Almanya, ciddi bir Türkiyeli nüfus barındırıyor bu nedenle orada, orayı gezmeye gelen bir backpacker olmanız pek alışıldık bir durum değil. Hostellerdeki görevliler ve çeşitli vesilelerle tanıştığım Türkler bu alışılmadık durumu sıkça vurguladılar.

Tüm Alman kentlerindeki, bilet makineleri, afişler vb. açıklayıcı ilanlarda Türkçe seçeneği mutlaka bulunuyor bu nedenle işler epeyce kolay ilerliyor. Başınız sıkıştığındaysa, Türk mahallelerindeki esnafa derdinizi anlattığınızda mutlaka yardımcı oluyorlar.

Almanya’nın genelinde, Berlin dâhil, herhangi bir güvenlik sorunuyla karşılaşmadım, hırsızlık yankesicilik, gasp vs. hikâyeleri de duymadım.

KÖLN

Köln’ü inanılmaz güzellikteki ve görkemli Dom Katedrali’ni görmek için gidebilirsiniz. Kentin hemen her noktasına metro ağıyla ulaşmanız mümkün. Metro girişlerinde bulunan bilet gişelerinden bilet alabilirsiniz. Metro kapılarında turnike vs. bulunmuyor, denetim de düzensiz aralıklarla tren içinde görevli personel tarafından yapılıyor. (Ben iki gün boyunca herhangi bir denetime denk gelmedim.) Biletinizi okutmanız gereken makineler vagonların içinde. Ben bu nedenle, gün içinde bir bilet alıp, denetim yapılabileceğini düşünerek, kompartımanlardaki bilet okutma makinelerinin yanına konuşlandım, eğer trende kontrol olsaydı biletimi o anda okutacaktım, kontrol olmadığı için de bileti oktmadan yoluma devam ettim ve sonrasında da aynı yöntemi uyguladım. Biletlerin üstünde tarih var, bu nedenle aynı bileti ertesi gün kullanmanızı önermem. Metro bileti, 1,90 Euro.

Köln’de Weltempfanger Hostel’de kahvaltısız, gecelik, 28 Euro’ya kaldım. Normalde bu fiyat Köln için oldukça pahalı ancak benim orada bulunduğum zamanda şehirde, şu anda ne fuarı olduğunu hatırlayamadığım bir fuar vardı ve hemen hemen tüm yerler doluydu. Bu dezavantajlı durumu geceleri yapılan sokak partileriyle telafi edebildim.

Köln’den Berlin’e Meinfernbus isimli bir firmayla 53 Euro’yageçtim. (Flixbus isimli çok daha ucuz bilet satan bir firma da var ama bu firmanın biletlerini çok çok erkenden almak gerekiyor.) Bu yolculukları interrail bileti olmaksızın trenle yapmak isterseniz, otobüs bileti fiyatlarını üç ya da dörtle çarpmanız lazım.

2017 DÜZENLEMESİ: FlixBus, sonradan Almanya’da MeinfernBus, Britanya’da da MegaBus isimli firmayı bünyesine katarak epeyce büyüdü. Şu anda Avrupa genelinde en yaygın otobüs ulaşım ağına sahip firma. 

Köln’de teknik bazı sorunlar nedeniyle biletimi internetten satın alamadım, Dom’un arkasındaki otobüs duraklarında bilet alabileceğiniz gişeler mevcut. Buralardan internet fiyatının biraz daha üstünde bir fiyat ödeyerek biletlerinizi satın alabiliyorsunuz. Otobüsler de yine bu duraklardan kalkıyor.

Şehirlerarası otobüs yolculuğu Almanya için oldukça yeni bir kavram, tam detayları bilmiyorum ama orada konuştuğum insanlar, De-Bahn’ın tekelinin yakın zamanda mahkeme kararıyla kırılabildiğine dair şeyler anlattılar. Bu nedenle Türkiye’dekine benzer yolculuklar hayal etmeyin. Bagajınızı kendinizin yerleştirdiği, koltuk numaralarının olmadığı, mola verildikten sonra şoförün yolcuları kontrol etmeden yola devam ettiği bir sistem var. Bu nedenle özellikle mola yerlerinde dikkatli olmakta fayda var. Hollanda’ya geçtiğim otobüsün şoförü dışındakiler İngilizce anons yapma gereği duymadılar, bu nedenle mola süresini ve diğer bilgileri yanımdaki yolculardan almam gerekti. Bir de tüm yolcuların emniyet kemerlerini takmalarını sık sık hatırlattılar. (Söylememe gerek yok sanırım, herkes kemerini bağlayarak yolculuk yaptı.)

DOM Katedrali.

(Ne kadar çabalarsam çabalayayım katedralin tamamını tek bir kareye sığdıramadım.)

BERLİN – HAMBURG – BREMEN

Berlin, gezilip görülecek yerlerin dışında gece hayatıyla tanınan bir kent. Benim önerim, hostelde tanışacağınız insanlar yerine oralı birilerini bularak şehrin içine dalmanız yönünde. Bu amaçla Couchsurfing’i kullanabilirsiniz.

Yemekle ilgili macera peşinde değilseniz Kreuzberg semtindeki Türk lokantalarına gözünüz kapalı dalabilirsiniz. Kaliteli ve ucuz etlerle pişirilen bol kepçe kebaplar bence Adana, Gaziantep gibi şehirlerdekiyle yarışır düzeyde. Vaktiniz varsa Mustafa Gemuse Kebab için de biraz zaman ayırabilirsiniz. Kızarmış sebze, peynir, limon vs. katılarak yapılan farklı bir dürüm çeşidi yapıyor. Zamanınız kısıtlıysa zorlamaya değecek bir şey değil. Ufacık bir büfenin önünde epeyce uzun bir kuyruk oluyor her zaman. Bence, bira içerek kuyruktaki turistlerle sohbet etmek için en eğlenceli kısmıydı.

Mustafa Gemuse Kebab’taki kuyruk. 

(Bu sıra zaman geçtikçe azalmadı aksine arttı. Bekleyenlerin tamamı yabancı olduğu için farklı milletten insanlarla tanışmak mümkün. Bankadan sonraki yer bakkal, beklerken bira içmek isterseniz aklınızda bulunsun.)

Bira içinse çeşitli publara gidebilirsiniz veya Kreuzberg semtindeki bakkallardan aldığınız biraları yine onların önündeki masalarda gönül rahatlığıyla içebilirsiniz.

Metro mantığı Köln’dekiyle aynı, tek fark, bilet makineleri kompartımanların içinde değil, bu nedenle ben riske girmedim. Bence siz de girmeyin çünkü özellikle yoğun saatlerde oldukça sık denetleme yapıldığını gördüm.

Berlin’de Citystay Hostel’de gecelik kahvaltı hariç, on kişilik odada 19 Euro’ya kaldım. Büyük ve rahat bir hosteldi.

Berlin’den Hamburg’a yine Meinfernbus’la seyahat ettim. Bileti internetten aldım ve bilete 11 Euro ödedim. Bileti aldıktan sonra, mail adresime bir rezervasyon maili geldi, bu mailde, otobüsün nereden kalkacağı gibi bilgilerin dışında bir de karekod bulunuyordu, otobüse binmeden önce bu karekodu şoförün elindeki bir makineye okutmanız gerekiyor. Karekodu oktmak için çıktı almanıza gerek yok, telefonun ya da tabletin ekranından da okutup geçebiliyorsunuz.

Hamburg ve Bremen’i de birer gün içinde yürüyerek gezebilirsiniz. Hamburg’a gidip de hamburger yemeden dönmek olmaz diyenlerdenseniz popüler ve hızlı bir hamburgerci olarak Jim Block’u tavsiye edebilirim.

Hamburg’da Generator Hostel’de sekiz kişilik odada gecelik, kahvaltı hariç, 20,50 Euro’ya kaldım. Şehrin merkezinde rahat ve konforlu bir hosteldi.

Hamburg’dan Bremen’e yine Meinfernbus firmasıyla 5 Euro’ya geçtim.

Bremen’de ise, Townside Hostel’de 4 kişilik odada, kahvaltı hariç, 24,20 Euro’ya kaldım.

More from Onur Uludoğan

AVRUPA NOTLARI (İSPANYA- MADRİD VE BASK )

MADRİD   Barselona’dan sonra Madrid biraz sıkıcı bir kent olarak görünebilir ne...
Read More

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir